“Az enerji tüketen sistemlere ihtiyaç var”

Eniz ORAKCIOĞLU

Ekstrametal Üst Yönetim Danışmanı Adnan Sucuka, enerji üretmek için mutlaka bir kaynak kullanmak gerektiğini söyleyerek, “Kıbrıs özelinde elektrik enerjisi (ilaveten ısı enerjisi de düşünülebilir) üretebilmek için maalesef güneş ve rüzgar dışında doğal bir kaynak yoktur. Bunlara ilaveten bio atıklar (tarımsal, hayvansal ve ormansal atıklar) da kullanılabilir ve bunların tamamı yenilenebilir enerji kapsamına girer. Örneğin hayvansal atıklardan son derece güzel uygulamalarla bağımsız, çevreci ve yenilenebilir elektrik üretilebiliyor. Kıbrıs’ta rüzgardan elektrik üretmek, yapılan ölçümlere göre mümkün olsa da maalesef kaliteli tabir edebileceğimiz, kıtasal (continental) rüzgarlar olmadığı için verimlilik ve güvenilirlik açısından pek parlak sonuçlar vermediği görülüyor. Yine de olduğu kadar olabilir demek mümkün” şeklinde konuştu.

“Güneş enerjisine ek yedek tedbirler alınmalı”

Güneşin, Kıbrıs’ın en talihli olduğu ve şu an için en temiz yenilenebilir kaynak

olduğunu söyleyen Sucuka, “Teorik açıdan baktığımızda bugünkü teknolojiler ile 1 MW elektrik üretebilmek için yaklaşık 20,000 m2 alana ihtiyacınız olacaktır. Diğer bir deyişle, Kıbrıs’ın elektrik ihtiyacını tamamıyla karşılamak istiyorsanız (400 MW’e için) 8 Milyon metrekare alana ihtiyacınız olacaktır. Ancak, güneş enerjisinin doğası gereği depolanamadığı (pil sistemleri haricinde) ve üretimin dalgalı olduğu dikkate alındığında, kurulacak olan kapasitenin en azından 5-6 katı bir kapasiteye ve bunu depolamaya ihtiyaç olacaktır. Neticede güneş enerjisi için oldukça fazla bir alana ihtiyaç duyulacaktır. Bu gerçeğin üzerine bir de şebeke dalgalanmalarını dikkate alırsanız en azından bugün için (kısa vadede) tüm elektriği problemsiz olarak güneşe bağlamak çok zor. O nedenle de özellikle baz yükü kaldırabilecek bazı yedek tedbirlerin alınması gerekir (doğalgaz, Türkiye ile kablo bağlantısı gibi). Güneş enerjisi için gerekecek alanlar toprak üzerinde ya da binaların çatılarında olabilir. Genel uygulama ve en basiti elbette sistemi yere kurmaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, o yerin tarımsal toprak olmamasıdır, zaten dünyada da tarımsal alanlara başka bir şey kurulması pek mümkün değil. Vurgulama istediğim esas konu da buydu. Güneş enerjisi kuracaksanız, önceliğiniz bina çatıları olmalı, sonrasında da tarım dışı alanlar olmalıdır” dedi.

“Yeni binalara sistem kurulmalıdır”

Sucuka, sözlerine şu şekilde devam etti; “Geriye kalan ise halen mevcut veya yeni yapılacak binaların çatılarına, otoparklarına vs bu sistemleri kurmaktır. Bu uygulamada da farklı sorunlar çıkmakla birlikte (binanın yük taşıma kapasitesi gibi) özellikle yeni binaların yapılması sırasında bu sistemler hesaplanarak sorunun önüne geçilebilmektedir.”

“Doğal gaz çok önemli”

Yenilenebilir enerji üretiminde bugün için var olan bazı teknik sıkıntıları aşabilmek adına, bazı yedek tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Sucuka, “Bu tedbirler fosil yakıtlar, nükleer vs olabilirler. Fosil yakıtların çevresel etkileri herkes tarafından bilindiği için çok sıcak bakılmamakla birlikte azalarak ta olsa en azından orta vadede bunların kullanımına devam edileceği görülüyor. Fosil yakıtlar içinde çevreye en az zararı veren ise doğal gazdır. Kıbrıs çevresindeki doğal gaz araştırmalarını yakından takip eden birisi olarak bu doğal gazın Kıbrıs’a getirilebilmesi durumunda çok faydalı olacağından bahsettim. Adaya gelecek doğalgaz, özellikle elektrik üretiminde çok ciddi bir rahatlamaya sebep olabilecek, ekonomik olarak adanın gelişmesinde lokomotif görevi görecektir. Yine de ben doğu Akdeniz havzasında şu anda hayali kurulduğu kadar fazla bir rezervin olduğuna inanmıyorum. Elbette var ve bölge ülkeleri için yeterli de olabilir, ama muazzam, ihraç edilebilecek rezervler beklemiyorum açıkçası. Bu miktar bile bence ada çok ama çok önemlidir” dedi.

“Doğalgaz stratejik bir öneme sahiptir”

“Doğalgaz stratejik öneme sahip bir yakıt olduğu için, elbette tüm enerji kaynaklarında olduğu gibi bazen ülkeler arasında sıkıntılara sebep olmaktadır” diye konuşan Sucuka, Özellikle kara dışında, denizlerde uluslararası anlaşmalar çok ta belirgin olmadığı için arama ve üretme faaliyetleri hep uluslararası sorunlara sebep olabilmektedir. “Kıta sahanlıkları”, “Ekonomik Münhasır Bölgeler” gibi bazı kavramlar söz konusu sıkıntıların baş kaynağıdır ve gerginliklere sebep olmaktadırlar. Kıbrıs adasının zaten içinde bulunduğu politik ve siyasi sıkıntılara bir de orta doğunun kronik sıkıntıları eklenince bugün görmeye başladığımız gerginlikler kaçınılmaz olacaktır. Diğer taraftan, yapıcı uluslararası görüşmeler, karşılıklı iyi niyetler ve “kazan-kazan” prensipleri çalıştırılırsa, çözülmeyecek sorun yoktur” diye konuştu.

“Güney Kıbrıs’ın tuzu kuru”

Kıbrıs’ta çok defalar bulunduğunu Kıbrıs’ı ve Kıbrıs halkını çok sevdiğini belirten Sucuka, “Kendine has dinamiklerini, kültürünü ve iş yapma anlayışını keyifle izliyorum, ama bugüne kadar gerçek bir projede yer almadım Kıbrıs’ta. Fakat Kıbrıs’ın herkes için önemi belli, o nedenle de kimse ödün vermek istemiyor veya karşı tarafın ödününü yeterli bulmuyor diye düşünüyorum. Tabi ki bu durumda en sıkıntılı taraf KKTC. Çünkü Güney Kıbrıs’ın halk deyimiyle tuzu kuru. Uluslararası platformlarda kabul gören, AB’ye üye bir yönetimi var ve ülke olarak nitelendiriliyor. KKTC ise sadece Türkiye tarafından tanınan ve desteklenen, başka da hiçbir ülkenin gerçekte desteklemediği bir ülke durumunda kalmış. Türkiye’nin en yakın dostu, hatta kardeşi olduğunu iddia eden ülkeler bile iş resmiyete geldiğinde desteklemek için bir harekette bulunmaktan şu veya bu nedenle kaçınıyorlar. Bu da Kıbrıs Türklerini olduğu kadar beni de çok incitiyor açıkçası” dedi

“Enerji sorunu çözülürse KKTC kendi ayakları üzerinde durabilir”

KKTC’nin enerjisi ile ilgili düşüncesinin 10 yıldır değişmediğini vurgulayan Sucuka, “KKTC’nin ciddi bir şekilde enerji sorununu çözmeye ve temiz enerjiye geçmesinde yarar var. Bu hem ekonomik anlamda çok önemli bir itici güç olacaktır, hem de KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesine imkan verecektir diye düşünüyorum. Ben bir yerdeki enerji üretimini şuna benzetirim; Ortalıkta hiç sinek-böcek yokken, ortaya bir damla bal dökerseniz, o olmayan sinek ve böcekler anında ortaya çıkarak balın etrafında ve üzerinde görülmeye başlarlar. Enerji de böyledir. Enerji sıkıntısı olmayan bir yere yatırımcı çok daha güvenle gelir ve daha büyük yatırımlara imza atar” şeklinde konuştu.

“Az enerji tüketen aydınlatma sistemlerine ihtiyaç var”

Sucuka, sözlerine şu şekilde devam etti; “Trafik ve sokak lambalarına gelince, bence KKTC’nin diğer benzer ülkelerden pek te bir farkı yok. Yine de sokak aydınlatmalarının yetersiz olduğu kanaatindeyim. Sadece sokak aydınlatmalarında değil, tüm evsel kullanımlarda da özellikle fazla enerji tüketen sistemler yerinde çok daha az enerji tüketen aydınlatma sistemlerine geçiş yapılmalı (LED aydınlatmalar gibi).”

“Ekonomiyi güçlendirmenin yolu enerji güvenliğidir”

Bu konuda hükümetlere düşen rolü değerlendiren Sucuka, şunları söyledi; “Görevi bilmek, çözümü bilmek başka bir şey, bunu hayata geçirebilmek ve yapabilmek başka. Bunda en önemli etken de öncelikle mali yapıdır. Paranız varsa her şeyi yapabilirsiniz. Ben şahsen yönetimin neler yapması gerektiğini bildiğine inanıyorum, belki biraz yönlendirmelere ihtiyaç duyulabilir, ama bildiklerini sanıyorum. Diğer taraftan yönetimin içinde bulunduğu durumlar, uğraşmak zorunda oldukları iç ve dış sorunlar, muhtemelen enerji güvenliğini ikinci plana atmaktadır. Ancak, yönetimin ana görevi, siyasi istikrar, güvenlik ve adalet dışında, ekonominin güçlendirilmesidir ve bunun da en önemli ayağı enerji güvenliğidir.”

“Enerji anlamında bağımsız bir çalışma gurubu oluşturulmalı”

Enerji anlamında ülkemizi dünya ve Avrupa’yı kıyaslayan Sucuka, “Böyle bir kıyaslama yapıldığında KKTC’nin çok ta geri kaldığını söylemek haksızlık olur. Bu durumda elbette Türkiye’nin sağladığı imkânlar hiçbir şekilde göz ardı edilemez ve edilmemelidir. Diğer taraftan, daha iyisi yapılamaz mı? Elbette yapılabilir ve yapılması da zorunludur. Ben çok sevdiğim KKTC’ye 10 yıldan fazla bir süredir bunu anlatmaya çalışıyorum. Siyasi, ekonomik ve enerji sorununu çözmüş bir KKTC’yi emin olun sizler kadar ben de çok büyük bir hevesle bekliyorum. Önemli olan, önerilecek çözümlerde hiçbir ülkenin, şirketin veya politikanın etkisinde veya köleliğinde kalmadan çok rasyonel, bilimsel ve gerçekçi bir şekilde davranılmasıdır. Aksi taktirde hep başkasının çözümleri ile sonuca gidilmesi gibi garip bir durum çıkar ortaya ve başkasının çözümü genellikle bizim için ideal olan değildir. Şu anda KKTC’de yapılması gereken, enerji alanında bağımsız bir çalışma grubu oluşturulup, KKTC’nin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına en uygun çözümü hazırlamak ve bunu hayata geçirmektir” dedi.

Benzer Videolar